Basında İTÜ ARI Teknokent

Borsa İstanbul’da gong “Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik” için çaldı

12 Mayıs 2016 - Basında İTÜ ARI Teknokent

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Borsa İstanbul ve İTÜ ARI Teknokent işbirliğiyle Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Çalıştayı kapsamında Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in de katılımıyla gong töreni düzenlendi. Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ve TKBB Başkanı Fahrettin Yahşi’nin de katıldığı gong töreninin ardından, katılım bankaları ile girişimcilik ekosistemini bir araya getirmeyi amaçlayan çalıştayda “Girişimcilik” konusunda konferanslar ve eğitimler verilecek.

BDDK tarafından katılım bankaları ile girişimcilik ekosistemini bir araya getirmek, katılım bankalarındaki üst düzey yöneticilerde zihinsel dönüşümü sağlamak ve girişimcilere nasıl yatırım yapılacağına ilişkin teknik bilgi vermek amacıyla Borsa İstanbul ve İTÜ ARI Teknokent ile birlikte 2 günlük bir konferans ve eğitim dizisini de kapsayan çalıştay gerçekleştirilecek. 
Çalıştay’ın açılışı için Borsa İstanbul bünyesinde gerçekleştirilen gong töreninde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yanı sıra . Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ve TKBB Fahrettin Yahşi de yer aldı. 

Çalıştay kapsamında düzenlenen gong töreninde konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Şimşek, çalıştayın önemli iki konuyu ele aldığını dile getirerek, "Girişimcilik ekosistemi başlı başına bugün hem dünya hem Türkiye için hayati bir konu. Katılım bankaları da bu işin aslında önemli bir bileşeni olma potansiyeline sahip, bugün o fonksiyonu yerine getiriyor mu ondan emin değilim." değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, Türkiye'nin geçmişte bir çok konuya, dünyaya göre gecikmeli başladığını, fakat girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, oluşturulması ve iyileştirilmesi noktasında son yıllarda büyük mesafeler kat edildiğini aktardı.
Melek yatırımcılığın girişimcilik ekosisteminin önemli bir bileşeni olduğuna ve katılım bankaları ile melek girişimcilik arasındaki uyuma dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:
"Uyuma rağmen katılım bankaları melek yatırımcılık sisteminde yok. Bu yüzden katılım bankalarımıza, ciddi bir şekilde bu girişim fonları oluşturmayı, melek yatırımcıları desteklemeyi ya da kendilerinin melek yatırımcı olarak bu işin içinde olmasını ciddi şekilde tavsiye ediyorum. Biz şu an sadece girişimcileri desteklemiyoruz. Devlet olarak fonların fonuna kaynak aktararak, aslında biz girişimcileri destekleyen girişimcileri, fonları destekliyoruz. Biz girişimcilik ekosisteminin gelişmesinin ne kadar hayati bir önem taşıdığının farkındayız. 
Türkiye'nin büyük yeraltı zenginlikleri yok. İyi ki de yokmuş. Belki de olsa biz de bu coğrafya gibi sırtımızı oraya dayayabilirdik. Bakıyorum bazı komşularımızın gelirlerinin yüzde 90'ından fazlası petrole, doğalgaza dayanıyor. İyi bir sistem değil, öyle olmadığını şimdi görüyoruz."

Şimşek: "Türkiye'nin en güçlü tarafı genç nüfusu olduğu kadar, aslında girişimcilik ruhudur" 
Şimşek, Türkiye ekonomisinin, bu kadar zor bir coğrafyada, sıkıntılı dönemlerde, küresel ekonomideki sorunların arasında, Orta Doğu'daki kargaşada büyük bir direnç gösterdiğine dikkati çekerek, "Türkiye'nin en güçlü tarafı genç nüfusu olduğu kadar, aslında girişimcilik ruhudur." dedi.
Zorluklara rağmen Türkiye ekonomisinin Batı ile arayı kapatmaya devam ettiğini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:
"Bu zor şartlarda Türk girişimcilerin başarısı, dinamizmi sayesinde gerçekleşiyor. Ekosistemin bütün bileşenleri bugün burada. Mesela İTÜ'nün Kuluçka Merkezinin, dünyada 18'inci, Avrupa'da ise 8'inci sırada olmasından çok etkilendim. Rektörümüzü ve herkesi tebrik ediyorum. Üniversite çok önemli bir bileşen. Üniversitelerin büyük bir zihniyet devriminden geçmesi gerekiyor, bunu başaran tek tük üniversitelerimiz var. 
Batı'da şimdi şirket batırmamış profesörlere üniversitelerde çok yer vermek istenmiyor fakat bizde böyle bir yaklaşım yok, çünkü performansa dayalı bir kültür yok. Bu ekosistemin oluşabilmesi için çok adım attık. Bize getirilen her türlü kaygıyı inceledik ve gereği olan yasal düzenlemeleri yaptık.
En son hükümetimizin yaptığı önemli bir Ar-Ge reform çalışması oldu ve Meclis'ten geçti. Orada aslında, Ar-Ge'nin özellikle ticarileşmesine ve üniversitelerimizin orada daha güçlü bir rol üstlenmesine yönelik önemli hususlar var. Üniversitelerimizin mutlaka, öğrencileri temel eğitimden sonra, girişimciliğe bu sistemin bir parçası olmaya teşvik etmesi lazım."
 

"Katılım bankalarının sistemdeki payının 2023'e kadar yüzde 15'e çıkarılabilmesi için ilave çaba gerekli"
Şimşek, katılım bankalarının sistem içindeki payının, 2023 yılına kadar yüzde 15'e çıkarılabilmesi için çok ciddi ilave çaba gerektiğine dikkati çekerek, "Hükümet olarak gereken her türlü desteği biz verdik, vereceğiz. Ama katılım bankalarının biraz daha geleneksel bankacılığı kopyalama yerine, bugün bu çalıştayın konusu olan (girişimcilik ekosistemi) konulara daha çok odaklanmasını bekliyoruz, esas gelecek ve esas karlar burada." ifadelerini kullandı.
Geleneksel sistemde rekabetin yüksek ve marjların düşük olduğunu belirten Şimşek, katılım bankalarının girişimci ekosisteminin önemli bir bileşeni haline gelmesi durumunda getirilerin çok daha yüksek olacağını söyledi.
Şimşek, hükümet olarak yaptıkları çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi vererek, en son olarak KOBİ'lerin finansmana erişimin kolaylaşması için taşınır rehni konusunun yasal altyapısının tamamlandığını, yaz döneminde Meclis'ten geçmesini beklediklerini aktardı.

"3 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açtık" 
Girişimcileri güçlü şekilde desteklediklerinin altını çizen Şimşek, "Şu an bizim tek sermayemiz insanımız ve girişimcimiz, en güçlü tarafımız da bu. Türkiye açık bir ülke. 3 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açtık. Batı bunu yük olarak görüyor, biz bunu fırsat olarak görüyoruz. İşte bizim farkımız bu. Türkiye'nin açık olması Türkiye'ye uzun vadede yük değil, güç katacak bir gelişme." görüşünü paylaştı.
Şimşek, geçen hafta Reform İzleme Grubu'nda çok önemli düzenlemelerin tartışıldığını ve nihai şeklinin verildiğini anımsatarak, konuşmasını şöyle tamamladı: "Örnek olarak söylüyorum; biz dünyadan kaliteli akıllı öğrencileri Türkiye'ye çekiyoruz. Kendi ülkelerinde ilk sıralara girenlere burs veriyoruz. Şimdi onları Türkiye'de tutmak için bir model geliştireceğiz. Dünyadan gelip de Türkiye'de yatırım yapanlara, belli bir ölçeğin üzerinde ev alanlara oturma izni, çalışma izni vereceğiz çünkü Türkiye'nin sermaye açlığı var. 
Bizim sermayesi olanları da aklı olanları da ki akıl da bir sermayedir, Türkiye'ye çekmemiz lazım. Bunun için de bürokratik süreçleri kolaylaştırmamız lazım. Hatta dünyaya oranla daha iyi bir ekosistem sunmamız lazım ve nitekim o ekosistemin bütün unsurları şu anda çalışıyor. İnşallah Meclisimiz yazın çalışır, bütün düzenlemeler hayata geçer, ekosistem daha da güçlenir. Ekosistemin bütün unsurlarını iyi çalıştırmamız lazım."

 

Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Ekosistemi Çalıştayı Gong Töreni’nde konuşma yapan Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, küresel piyasalarda belirsizliğin arttığı ve ekonominin yavaşladığı bir dönemde KOBİ’lere önemli görevler düştüğünü belirtirken, KOBİ’ler için uygun ölçeğe, uygun vadeye sahip finansal modellerin geliştirilmesinin Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine katkı sağlayacağını ve sonuçta Türkiye’nin ekonomik büyümesinin desteklenmiş olacağını söyledi. 

Girişimciliğin, Türkiye açısından büyümemin sürdürülebilmesi ve hızlandırılması noktasında büyük önem arz ettiğini ifade eden Karadağ, Türkiye’de son yıllarda girişim sermayesi yatırım fonları, bireysel katılım yatırımcılığı ve melek yatırımcılık gibi uygulamalar ile birlikte girişimciliği desteklemeye yönelik çeşitli mekanizmaların devreye girdiğini belirtti. 
Karadağ konuşmasını şöyle sürdürdü: “Borsa İstanbul olarak Türkiye ekonomisi içeresinde yatırımcılar ile finansal piyasalar, reel sektör ve kamu arasında çok yönlü bir platform görevi üstlenmekteyiz. Borsanın sunduğu imkanlar ve geliştirdiği projeler ile şirketlerin büyümesine ve gelişmesine katkıda bulunmakta. Ayrıca girişimciler ile yatırımcıları bir araya getirmek suretiyle, finansman ve girişim yatırımlarına çözüm sağlayacak bir Pazar yeri oluşturmaya karar vererek yaklaşık bir buçuk yıl önce Özel Pazar’ı devreye aldık. Bu platformun en önemli özelliği, girişimci şirketlere halka açılmadan finansman ve likidite imkanı sağlamaktır. Kuruluşunun üzerinden henüz çok kısa bir süre geçmesine rağmen,  Özel Pazar 332 üyeye ulaşarak büyük bir aileye dönüşmüş durumda. Üye şirketlere şu ana kadar 24 milyon Lira dolayında girişim finansmanı sağladık. Yine Özel Pazar’a benzer şekilde, patent sahiplerinin patente ihtiyaç duyan yatırımcıların işlem yapmasına imkan sağlayan Patent Borsası’nı yakın bir gelecekte Borsamızın bünyesinde faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz.”

Girişimcilik ve yatırım ekosistemini iyileştirmek adına faizsiz finans ile ilgili girişimcilerin istifade edebileceği yeni yapılar ve enstrümanlar geliştirme gayreti içinde olduklarını ifade eden Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Karadağ, önümüzdeki dönemde, başta Borsa İstanbul olmak üzere finans piyasalarının ortaya koyacağı çalışmalar neticesinde ülkemizin girişimcilik ekosisteminin hem yatay hem dikey olarak gelişmesini umut ettiğini belirtti.   
 

 

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben ise çalıştay kapsamında düzenlenen gong töreninde yaptığı konuşmasında içinde bulunduğumuz çağın teknoloji çağı olduğunu ve bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin bildiğimiz kavramları hızla değiştirdiğini belirtirken, “Bugün Endüstri 4.0 devrimi konuşulmaktadır. Nesnelerin interneti gibi kavramlar sayesinde araçların birbiri ile etkili çalışması planlanmaktadır. Bu sayede pek çok üretim faktörünün maliyetinde düşüşler beklenmektedir. Mevcut üretim altyapılarının endüstri 4.0 gelişimi ile rekabet etmesi mümkün değildir.” şeklinde konuştu. 

Yaşanan bu değişimin en olumsuz etkisinin istihdam seviyesinde olacağını vurgulayan Akben, “Teknolojik gelişmeler önemli bir risk olmakla birlikte, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatlar sağlamaktadır. Bilgi birikiminin yenilikçi fikirler üzerinden gelir getirici teknolojik ürünlere dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda startup olarak adlandırılan genç girişimciler muazzam başarılar ile öne çıkmaktadır. Startupları ülke ekonomisine entegre edilmesi için herkesin destek olması gerekmektedir. Katılım bankalarımıza büyük görev düşmektedir. Start-up ’lara gerekli finansal kaynağın sağlanması ile katılım bankaları da  düşük yatırımlar ile yüksek kar elde edebilecekleri bir kar-zarar ortaklığı modeline kavuşacaklardır. Start-upların bu şekilde desteklenmesi istihdam için de bir kaynak sağlayacaktır.” dedi.

İTÜ ARI Teknokent’in temsilen konuşan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ise, Endüstri 4.0 konusunun bir süredir Türkiye’nin gündeminde olduğunu belirtirken, İTÜ gibi 3. Nesil üniversiteler için bu konunun 10 yıldır gündemlerinde olduğunu söyledi. 3. Nesil üniversitelerin bilgiyi toplum için yapan, dünyadaki hayat standardını artırıp patent-ürün-faydalı model kurgularını daha çok bünyelerinde barındıran üniversiteler olduğunu söyleyen Karaca, İTÜ’nün bu açıdan teknokentleri ile birlikte Türkiye’den geleceğe hazır yegane üniversite olduğunu söyledi. İTÜ ARI Teknokent bünyesindeki 250 firmanın 30’undan fazlasının finans teknolojileri alanında çalıştığını belirten Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ’nün geçen yıl girişimci üniversiteler arasında dünyada 18., Avrupa’da ise 8 üniversite seçildiğini söyledi. 

 

Çalıştayın açılışı için gerçekleştirilen gong töreninde konuşan TKBB Başkanı Fahrettin Yahşi ise, çağın gereklerini iyi okuyabilen yeni teknoloji şirketlerinin dünyaca ünlü markaların önüne geçebildiğini belirtirken, bu küçük iş fikirlerinin alışılagelmiş iş modellerini değiştirdiğini ifade etti. 
Yahşi konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Devletimiz neredeyse tüm kurumlarıyla girişimcilik ekosisteminin desteklenmesini üstlenmiş durumda. Ancak sadece devletimizin desteği ile gelişmesi mümkün değildir. Özel sektörün de elini taşın altına koyması gerekmektedir. Gerçekleşen girişim sermayesi yatırımlarının da oldukça sınırlı olduğunu kabul etmemiz lazım. Mevcut yatırım miktarları ile istediğimiz hedeflere ulaşmamız mümkün değil. Finansmana erişim probleminin sadece devlet destekleri ile çözülmesi mümkün değil. Sermaye ve girişimcileri buluşturacak yeni araçlar üretilmesi gerekiyor. Girişim sermayesinin katılım bankacılığına da yeni fırsatlar sunması mümkün. Bu konuda katılım bankacılığı sektörü olarak çalışmalar yapıyor ve girişim sermayesi faaliyetlerine katılmanın yollarını arıyoruz. Eminim ki kısa bir süre içerisinde katılım bankacılığı da girişim sermayesi konusunda hızlı bir giriş yapacak ve katkılar sunacaktır. Biz katılım bankaları olarak girişim sermayesinin desteklenmesi noktasında üzerimize düşeni yapacağımızı ifade etmek istiyorum.” 
Açılış konuşmalarının ardından çalıştayın ilk gün konferans ve eğitimleri Borsa İstanbul İstinye Kampüsü’nde gerçekleştirilirken, ikinci gün İTÜ ARI Teknokent’de gerçekleştirilecek.